Derya Şensoy ile Anneler Günü Röportajı

Anneler günü ile ilgili olarak Derya Şensoy ile keyifli bir röportaj yaptık. Bizimle annesi ile ilgili bir anısını paylaştı. Bu sevgi dolu röportajı biz çok sevdik… Derya Şensoy’a bir kez daha teşekkür ediyorum.

Öncelikle New York’a okumak için gittiniz, illüstrasyon okuyorsunuz, bu süreç nasıl gelişti?

Bir sanat okuluna gitmeye karar vermek benim için hızlı gelişen bir süreç oldu. Resim çizmeyi, bir şeyler üretmeyi, yaratmayı hep çok seviyordum, ama bunu nerede, nasıl kullanabileceğim hakkında bir fikrim yoktu.

Ablam. Ferhan Şensoy. Benden bir sene önce New York Üniversitesinde sinema televizyon okumaya gelmişti, sanat ve oyuncu kökenli bir aileden geliyor olmamın ve ablamı her konuda kendime örnek almamın da etkisiyle onun izinden gitmek istedim. Bu noktada ailemin, en çok da annemin doğru yönlendirmesiyle son kararım Parsons The New School for Design oldu. Annem bana ‘Böyle bir yeteneğin var. sen de farklı bir şey oku ablandan, farklı şeyler okuyup güzel işler yapabilirsiniz.’ demişti. Annem hep birçok şeyi aynı anda düşünür, tartar, hesaplar, ileriyi görür ve bunu çok hızlı yapar, dolayısı ile annemin fikirleri ve düşünceleri benim için hep güvenilir ve doğru kararlardır.

Yanılmadı da. çok sevdiğim bir okulda, hiç aklımda olmayan bir bölüm okudum. İllüstrasyon bir hikayeyi resmederek anlatma sanatıdır. Bu bir çizgi film. çizgi roman, resim olabileceği gibi aynı zamanda bir karakter, bir obje veya bir oyuncak da olabilir. Duvarda asılı bir resim olabileceği gibi bir t-shirtün. elbisenin üzerinde de olabilir. Okuduğum bölümün bu kadar uçsuz bucaksız oluşu ve bana çok seçenek sunmasıydı bana en cazip gelen. Sürekli üreten, yaratan, her gün başka bir şey öğrenmek, her şeyden biraz yapmak isteyen karakterime de çok uygun bir bölüm oldu. Bunu New York’ta okumuş olma şansına sahip olmak da hayatımda elime geçen, ailemin bana sunduğu en güzel şanslardan biriydi. Sanatın merkezinde, her şeyin bu kadar hızlı geliştiği, insanın sokak sanatından, dünyadaki en önemli müzelere kadar ufkunu genişletebilecek çok güzel bir şehir New York. Simdi buradaki deneyimimi, birikimimi ve yaratıcılığımı yanıma alarak İstanbul’a dönüyorum. Güzel şeyler öğrendim, güzel işler yapacağıma, güzel şeyler olacağına inanıyorum.

Özellikle bir röportajınızda oyunculuktan uzak durduğunuzu ve önce eğitim dediğinizi okumuştum, okul bittikten sonra sizi oyunculukla ilgili projelerde görecek miyiz?

Sanatçı anne ve babanın kızları olarak, biz bunun içine doğduk. Tiyatroda büyüdük ve işin mutfağındaydık hep. Ama eğitim ve okul hem annemin hem de bizim önceliğimiz oldu hep. Oyunculuk zor bir meslek, okulla beraber oyunculuğu yürütebilmek çok zor, emek ve zaman isteyen bir iş. O zaman bir seçim yapmamız gerekiyordu ve annem önce okul dedi. İleride ne olacağını bilemiyorum, ama biz bunun içinde, bununla beraber büyüdük, ablamın da benim de çok uzaklaşabileceğimizi düşünmüyorum. Bunu zaman gösterecek.

Sizin vazgeçemediğin aksesuarınız nedir?

Vazgeçemediğim aksesuarlarım hiç çıkarmadığım dört tane yüzüğüm galiba. Onun dışında hep eğlenceli ve değişik takılarımı severim ya da yüzüklerim gibi benim için manevi değeri olan aksesuarlarımı. Bir de çok büyük bir küpe merakım var. değişik ve büyük küpeleri seviyorum. Ama farklı aksesuarları beğenirim genelde, yaratıcı bir tarafı olmalı, abartılı da olmamalı beğenebilmem için.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız, bize kısa sürede şık olmak için verebileceğiniz tüyolar var mı?

Ben modadan biraz uzak bir insanım, çok takip etmiyorum. Ruh halime göre giyinirim, rahat olması en öncelikli kuralım. ‘Rahat’ diye tanımlarım kendi tarzımı. Sık olmak benim için farklı olabilmektir. Abartılı olmak değil ama bu. belki küçük bir takıyla ya da farklı bir saçla bazen sadece renkli bir makyajla bile çok şık olunabilir. Benim için bu genellikle sade bir elbiseyle taktığım renkli bir küpedir.

Tasarımla ilgili çalışmalarınız olduğunu biliyorum bu çalışmaları kısaca anlatır mısınız?

Bu soruya ‘Annemin kızıyım’ diyerek başlamam doğru olur galiba. Annem, evde sürekli bir yandan yemeği yapar diğer yandan boncuk dizerdi. O bitse örgü örer. onu bırakır tahta boyardı. Böyle bir evin içinde, bu kadar yaratıcı, sürekli üreten bir anneyle büyüdüm ben. Hep Çok ilgilenirdim ve meraklıydım, annem de sabırla hep öğretirdi, kendi yaparken bir ip de bana verir boncuk dizdirirdi. Büyüdükçe bende de böyle bir merak gelişti, neyi nasıl değerlendirebilirim, neden ne üretebilirim diye çalışmaya başlıyor kafanız bir süre sonra. Bu bende istem dışı gelişen bir şey olmaya başladı. Örneğin giydiğim bir t-shirtten artık çok sıkıldıysam birden üstünü boyayıp başka bir t-shirt yaparım. Çok sevdiğim bir gözlüğümün camı kırıldıysa onu atmam kolye yapar boynuma takarım. Annemden gecen bir atamama, değerlendirme duygusu oluştu bende de. Farklı şeyler yaratmayı, değiştirmeyi seviyorum. Bir şeyleri kendin üretmenin, yaratmanın, onu giymenin takmanın ayn bir hazzı oluyor insanda. Değişim, değiştirmek benim için bir yaşam biçimi oldu artık.

Anneler günü yaklaşırken sizi en çok duygulandıran annenizle ilgili bir anınızı anlatır mısınız?

Ailesinden uzak yaşayan bir insanı bir süre sonra ‘anne’ kelimesi bile duygulandırmaya yetiyor. Ama biz uzak olmamıza rağmen çok şık konuşuruz, anne kız ilişkisinden çok abla kardeş ilişkimiz var bizim. Küçük sürprizlerle hep duygulandırır zaten beni. Son zamanlarda beni en çok duygulandırdığı an ağustosta Amenka’dan dönüşüydü. Dersim olduğu için ben okuldaydım, annem hava alanına gitmek için evden çıktığında telefonla konuştuk ‘iyi yolculuklar’ diledim. Akşam evime geldiğimde bana çiçekler aldığını gördüm, aynama da bir not bırakmış: “Canım, tatlı, güzel prensesim, annen seni çok seviyor. Hep yanındayım sakın unutma.” Beni çok ağlatmıştı bu notuyla.

Röportaj: Güneş Bayrak, LIDYANA

1 yorum

    • serpil alper on 21 Mayıs 2012 at 20:32
    • Cevapla

    Sevgili Derya hanım,gözünüz aydın ,tebrikler.Bir anne için evlatlarının yollarını çizmeleri kanatlarını açıp süzülüvermeleri veayaklarının üzerinde durmaları en güzel şey.Allaha emanet olsunlar.Mutluluk yollarını aydınlatsın ışıkları herzaman pırıl pırıl olsun güzellikleri görüp gösterebilsinler, yepyeni kuşakları bu keyifle yaratsınlar ve yetiştirsinler.Hayatın güzel tekerleği tıkır tıkır dönsün.Benim de sizin gibi iki kızım var.İpek ve İnci.Allah hepsinin de benim evlatlarımın da yollarını şıkır şıkır pırıl pırıl etsin.Çok öpüyorum ,sevgiler.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.