Tat Alma Duyumuz

İçinde yaşadığımız dünyayı beş duyu organımızla algılıyoruz. Görüyor, dokunuyor, duyuyor, tadıyor ve kokluyoruz. Ancak zamanla, vücudumuzdaki bütün hücrelerle birlikte duyu organlarımız da olumsuz yönde etkilendiği, gözlerimiz daha az gördüğü, kulaklarımız daha az işittiği, derimiz eski duyarlılığını kaybettiği ve burnumuz da kokulan ayırt etmekte zorlandığı halde; tat alma duyumuzun geliştiğini, istenirse daha da geliştirilebileceğini biliyor muydunuz?

Dilin Yapısı ve Tatma Bölgeleri

Köfte, makarna, patates kızartmasından başka bir şey yemek istemeyen çocukların, büyüdüklerinde kerevize de, ıspanağa da bayılmaları; ağız tadı zamanla, doğal olarak geliştiği içindir. “Bir de tıpkı bir simyacı gibi; küçücük bir lokma dillerinin üzerinde eriyip kaybolana kadar, birkaç-saniye içinde o tadı ve kokuyu nelerin oluşturduğunu teker teker sayabite “gourmet” yani tatseverler var. Kimilerine göre ağız tadının sadece zamanla doğal olarak gelişmesiyle değil, özel olarak geliştirilme mümkün. Kimilerine göre de doğuştan bir yetenek istiyor.

tat alma duyumuz

Aslında ikisinde de bir doğruluk payı var sanırız! Örneğin kesin olarak kanıtlanmış olmasa da; bir varsayıma göre, bazılarının dilleri üzerindeki tat alma hücreleri diğerlerine göre daha fazla oluyor. Ama ömürleri boyunca sadece alışık oldukları üç beş yemek dışına çıkmaz, yeni tatlar denemezlerse, bütün yetenekler gibi bu yetenek de kayboluyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.